Trtarih
Makaleler
Osmanlı tarihinde bir trajedi
| Osmanlı tarihinde bir trajedi |
|
|
| Yazar nazif | ||||
|
Osmanlı sultanları içinde en muhteşemi olarak kabul edilen Kanuni Sultan Süleyman'ın, beş oğlu vardı: Mehmet, Mustafa, Cihangir, Bayezit ve Selim... Hürrem Sultan, Kanuni'nin sonradan aşık olduğu bir Rus kızıydı. Adı da, Roksalan... Rüstem Paşa.ise, enderunda yetişmiş bir Hırvat'tı. Hürrem’in kızı ile evliydi... Hürrem'in bütün amacı, Kanuni'den sonra tahta kendi oğullarından birini geçirip, Valide Sultan olabilmekti. Bu konudaki en büyük yardımcısı ise, damadı Rüstem. O da, sadrazamlık peşinde... Halkın pek sevdiği şehzade Mustafa, Gülbahar Hatun'dan doğmuş olduğu için, en büyük kardeş olmasına rağmen, Sultan Süleyman, Hürrem'in dolduruşuyla ondan pek hazzetmezdi.... Nitekim, yaşı gereği, İstanbul'a en yakın şehzade sancağı olan Manisa Sancak Beyi iken, Hürrem'den doğma Mehmet sancakbeyliği yapacak yaşa gelince, Mustafa Amasya'ya gönderilir, yeri Mehmet’e verilir.... İkisi arasına da Konya'ya Selim gönderilir ki o da Hürrem'in oğludur. Padişahın ölümü halinde, en yakındaki şehzade saraya ulaşıp tahta oturacağı için, Osmanlı devlet geleneğini bilenler, bu düzenlemenin, Mehmet'in veliahd olarak atanması ile eş anlamlı olduğunu anlayacaklardır. İşe bakın ki, Kanuni'nin bu en sevgili oğlu, Manisa'da sancakbeyi iken, 6 Kasım 1543 günü, ölüverir. Manisa'ya Konya'daki Selim aktarılır. Kanuni, İran Seferi esnasında, Konya Ereğli'sine geldiği zaman, Rüstem, önceden sultana " bakınız, kendi askeri ile gelip, ordugâha katılacaktır. Niyeti isyan etmektir", dediği için, kendi birlikleri ile gelip babasına katılan şehzade, asi kabul edilir ve padişahın kendi çadırında, babasına " hoşgeldin" demeye giden oğul, isyan etti diye boğdurulur. Güçlü kuvvetli bir genç olan Mustafa, kendini boğmaya çalışanlarla uzun süre mücadele etmiş ve bütün o boğuşma esnasında, " Babaaa.." diye bağırarak, padişahtan yardım beklemiştir. Kanuni, o esnada, bir perdenin gerisinden olayı izlemektedir. Mustafa'ya bu şekilde gelip, ordugâha ordu ile katılma fikrini, Rüstem vermiştir. Mustafa'nın nasıl öldürüldüğünü gözleri ile gören, kardeşi Cihangir, hastalanır ve o da ölür. Böylece, Kanuni'nin yaşayan iki oğlu kalır: Manisa'da sefih bir hayat sürmekte olan Selim ve hem saray mensupları, hem de halkın sevgisini kazanmış olan, Bayezit... İkisi de, Hürrem'in oğullarıdırlar. Hürrem ve Rüstem'in amaçlarına varmalarına, bir adım kalmıştır. İkilinin padişah adayı, Bayezit'tir... İşte bu aşamada, sahneye, üçüncü bir alçak çıkar: Lala Mustafa Paşa! Kimi kaynaklara göre, Rüstem gibi bir Hırvat, başka kaynaklara göre Sokollu ailesinden Sırp bir dönme olan bu adam, Bayezit'in çocukluğundan beri, lalası yani öğretmeni olup; onun yanında yaşamaktadır. Bu herifin, Rüstem ile arası açıktır. Hiç sevmediği bir ikinci şahıs ise Sırp bir dönme olan, Sokollu Mehmet'tir. Lala Mustafa'nın hesabı da sadrazamlığa oturmaktır. Oysa eğer Bayezit, Hürrem ve Rüstem'in desteği ile padişah olursa, o makam Rüstem'e kalacaktır. Dolayısıyla, kendi elinde büyüyen çocuğun padişah olması, işine gelmemektedir. Beri yandan tahta, eğer Selim çıkarsa da kendisi Bayezit'in lalası olduğu için, ikbal kapıları, yine yüzüne kapanacaktır. Lala, oyununu oynamaya girişir. Kütahya'da bulunan ve İstanbul'a daha yakın olması hesabıyla, tahta çıkma ihtimali daha yüksek olan kendi yetiştirmesi Bayezit'i kardeşine karşı kışkırtmaya girişir. Bayezit, sağda solda, " sultanlığın kendisine müyesser olacağını", söylemeye başlar. Bu haberler, hem Kanuni'nin ve hem de Selim'in kulağına gider. İki şehzade, karşılıklı olarak, asker toplamaya girişirler. Padişah, bu durumu toparlamak için, her iki şehzadeyi de uyarır ve Bayezit'in akıl hocası Lala Mustafa'yı, onun yanından alarak, Konya'daki Selim'in yanına gönderir. Böylece, ikisi arasında denge kurmayı hesaplamaktadır. Bayezit, hocasının kendi tarafında olduğunu sanmaya devam ettiği için, onun verdiği akılla, ssker toplamayı sürdürür ve Selim'e saldırı hazırlıklarına girişir. Kanuni, oğlunu uyarmak için, ona mektuplar yollar. Bayezit, endişelerini anlatmak üzere, babasına nameler düzer., Lala Mustafa'nın adamları, ulakların hepsini yollardan toplayıp öldürürler. Hem padişahı ve hem de şehzadeleri, lala Mustafa işine geldiği gibi birbirlerine karşı kışkırtmaya devam eder... Kanuni, oğullarının taht kavgasından bezer ve eğer bu sürtüşme devam ederse, kızkardeşinin oğlu Oğuzhan'ı veliaht tayin edeceğini söylemeye başlar. Lala Mustafa, bunu da kullanarak, Bayezit'i kardeşine saldırıp, onu ortadan kaldırarak, tahtı zorla elde etmeye ikna eder. Selim'in de babasına başvurarak, muti, söz dinleyen bir şehzade portresi çizmesini sağlar. Sonunda, Bayezıt'in ordusu, Selim'e saldırır. Anadolu Türkmenleri, Bayezit'ten yanadırlar. Buna karşılık, padişah, Selim'e dönmelerden bir ordu sağlar. Bayezit kuvvetleri, Selim'e yardıma gelmiş olan yeniçerileri tam da bozguna uğratırken, savaş meydanına yetişen taze kuvvetler, Bayezit'in askerinin dağılmasına yol açar. Bu taze kuvvetlerin başında, çocukluğundan beri Bayezit'in hocalığını yapan, bütün bu davranışlara onu kışkırtan, Lala Mustafa Paşa denilen aşağılık devşirme vardır. Padişaha, oğlunun kendine isyan ettiğini söyleyerek, isyanı bastırmak üzere gönderilen birliklerin başına geçmiştir. Bayezıt, kaçıp İran'a sığınır. Oradan, babasına manzum bir mektup yazar: Ey ser-a- ser âleme Sultan Süleymanum baba Tende canum canumun içinde cananum baba Bayezidine kıyar mısın benim canum baba Bi-günahum Hak bilür devletlü sultanum baba Enbiya ser-defteri yani ki Adem hakkıçün Hem dahi Musi ile İsi-i Meryem hakkıçün Kainatun serveri ol ruh-i azam hakkıçün Bi-günahum Hak bilür devletlü sultanum baba Ey serasker aleme, sultan Süleymanum baba Tende canım, canımın içinde cananım baba Bayezidine kıyar mısın benim canım baba Bigünahım Hak bilir devletli sultanım baba Enbiya serdefteri, iki adem hakkıçün, Hem dahi, Musa ile İsa, Meryem hakkıçün Kainatın serveri, ol Ruh'i azem hakkıçün Bigünahım Hak bilir devletli sultanım baba. Sanki Mecnunum bana dağlarbaşı durak oldu, Ayrılıp bilcümle malı mülkten, düştüm ırak Dökerim gözyaşım, hasretle ağlayarak, Bigünahım hak bilir devletli sultanım baba Kim sana arzeyleye halim, ey şahı kerim? Anadan kardaştan ayrılıp kaldım yetim, Yoktur benim sana bir zerre isyanım haktır alim, Bigünahım Hak bilir devletli sultanım baba. Bir nice masumum olduğun, şeha bilmez misin? Onların kanına girmekten hazer kılmaz mısın? Yoksa ben kulunla hak dergahına varmaz mısın? Bigünahım Hak bilir devletli sultanım baba. Tutalım ki iki elim baştan başa kanda ola, Bir meseldir söylenir ki, kul günah etse ne ola Bayezit'in suçunu bağışla kıyma bu kula Bigünahım hak bilir devletli sultanım baba. Bu kez, oğlunun mektubu, sultana erişir. Artık bunda bir mahzur bulunmamaktadır. Zira şehzade, isyan etmekle kalmamış, bir de sultanın en büyük düşmanına, İran Şahı Tahmasp'a sığınarak, büsbütün kurtarılamaz hale düşmüştür. Kanuni, oğlunun mektubunu okur ve ona şu yanıtı yazar: Ey dem-a-dem mazhar-ı tugyan u isyanum oğul Takmayan boynuna hergiz tavk-ı fermanum oğul Ben kıyar mıydum sana ey Bayezid hanum oğul Bi-günahum dime bari tevbe kıl canum oğul Enbiya vü evliya ervah-ı azam hakkıçün Nuh ü İbrahim ü Müsi İbn-i Meryem hakkıçün Hatm-ı-asar-ı nübüvvet Fahr-i Âlem hakkıçün Bi-günahum dime bari tevbe kıl canum oğul Ey her an başkaldırı ve isyanla meşgul oğul Boynuna fermanımı takmayan oğul, Ben kıyar mıydım sana ey Beyazıt Hanım oğul, Bigünahım deme, bari tevbe kıl canım oğul. Peygamberler veliler ve bütün ulular hakkıçün Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu hakkıçün Hatm-i asarı nübüvvet, fahri alem hakkıçün, Bigünahım deme bari tevbe kıl canım oğul. Adem adın etmeyen Mecnuna sahralar durak, Büyüğe itaatten kaçanlar daima düşer ırak, Kader değildir der isen hasretle firak, Bigünahım deme bari tevbe kıl canım oğul. İmanın ve şefkatin hedefi olduğun, bilmez misin? Ya masum kanı dökmekten, korkmaz mısın? Bu çaresiz kul ile hak dergahına varmaz mısın? Bigünahım deme bari tevbe kıl canım oğul. Hak, reayaya boyun eğdirmeye tayin etti beni, İsterim mağlup edem, zib-i düşmeni, Korkarım Allahtan, öldürürsem bigünah seni Bigünahım deme, bari tevbe kıl canım oğul. Tutalım ki iki elin baştan başa kanda ola, Madem pişman oldun, biz de affetsek ne ola Bayezidim, suçunu bağışlarım gelsen yola Bigünahım deme, bari tevbe kıl canım oğul. Kanuni, Bayezit'i affetmez. İran Şahı'na, oğlu ve torunlarının teslimi için öyle büyük bir baskı yapar ki, sonunda Şah, İstanbul'dan gönderilen bir heyete, Bayezit'i teslim etmek zorunda kalır. Talihsiz şehzade ve dört oğlu, hemen oracıkta boğularak öldürülürler. Ölüleri alınarak, İstanbul'a doğru, yola çıkılır. Bu uğursuz kervan, Anadolu'ya girince, halk her yerleşim biriminde, bunları taşa tutarak, geçirmez. Sonunda, cenazeleri Sıvas'a gömüp, İstanbul'a kaçan kaatiller heyeti, halkın elinden kendi canlarını kurtarırlar. Bigünahım hak bilir devletli sultanım baba... Görüntüleme sayısı: 176
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Kürşad ve Kırk Çeri | |
| Diğer Yazıları |
| Malazgirt Savaşı Üzerine | |
Malazgirt Savaşının sonucu hakkında yazılan bilgi not... |
|
| Diğer Yazıları |